Trenden indiğimde saat henüz altıyı bulmamıştı.
京kyō都 istasyonunun o devasa çelik çatısı bomboştu. Sadece birkaç kişi: işe giden biri, paspasını silen bir temizlikçi, bir de benim gibi sabahı kovalayan bir yabancı. Dışarı çıktım. Hava serin, sokaklar ıslaktı, ışık henüz maviydi.
Kyoto'yu işte bu saatte görmek için gelmiştim. Daha ilk adımda haklı olduğumu anladım.
Kyoto'ya gelenlerin çoğu yanlış saatte gelir. Öğleyin gelir, en kalabalık tapınağa gider, fotoğraf çeker, akşam yorgun döner. Şehri görmüş olur ama tanımaz.
Çünkü Kyoto'nun gerçek yüzü güneşle birlikte değil, güneşten önce ortaya çıkar.
一Neden bu kadar erken?
Cevap basit: aynı yer, iki bambaşka deneyim. Öğlen bir tapınak fotoğraf kuyruğuna dönüşür. Sabah altıda ise aynı tapınak nefes alır.
Rahipler avluyu süpürürken çakıl taşları henüz bozulmamıştır, ışık eğik gelir ve her şeyi yumuşatır. Yürüyüşünü kendi hızında yaparsın; kimse seni itmez.
Pratik tarafı da var. Kyoto sıcak bir şehirdir, özellikle yazın. Sabahın serinliğinde 山yama yamacındaki bir tapınağa tırmanmak, öğlen aynı yokuşu çıkmaktan çok daha keyiflidir. Üstelik otobüsler de boştur.
二Fushimi Inari, gün doğmadan
Sabahın asıl ödülü Fushimi Inari'dir. Bu tapınak, dağ yamacı boyunca uzanan binlerce vermilyon renkli kapıyla, yani torii ile ünlüdür. Sayıları yaklaşık on bini bulur.
Gündüz bu kapıların altından geçmek bir koridorda ilerlemek gibidir: önünde insan, arkanda insan.
Saat 5:30'da ise tek başınasın. Tapınak hiç kapanmaz, bekçi yoktur, bilet yoktur. Kapıların altına girersin ve renk seni yutar. Yukarı çıktıkça kalabalık değil, sis artar. Bir noktada durup arkana bakarsın: aşağıda Kyoto, henüz uyanmamış, gri ve sessiz.
Tepeye kadar çıkmak yaklaşık iki saat sürer. Çıkmak zorunda da değilsin. İlk yarım saat bile 道michinun nasıl bir şey olduğunu anlatmaya yeter.
三Sabahın geri kalanı
Fushimi Inari'den döndüğünde saat sekiz civarıdır ve şehir yeni yeni canlanır. İşte tam bu aralık, sabahın en güzel kısmıdır. Kamo nehri kıyısında yürürsün, yerel halk köpeğini gezdirir, koşucular geçer. Gion'un arka sokaklarında ahşap evler turist akını başlamadan görülür.
Bir de kahve meselesi var. Kyoto'nun küçük kissatenleri, yani eski usul kahvecileri, sabah erken açar. İçeri girip bir sıcak içecek alır, pencere kenarında uyanan şehri izlersin. Bu, günün en iyi yarım saatidir ve hiçbir rehber kitapta yazmaz.
四Yarın sabah dene
Kyoto'ya gidersen bir sabahını feda et. Alarmı beşe kur, dışarı çık, en yakın tapınağa yürü. Kahveni sonraya bırak ve şehrin uyanışını izle.
Akşamki kalabalık Kyoto'yu çoğu kişi görüyor. Sabahki sessiz Kyoto'yu görenler ise onu kolay kolay unutmuyor.
Japonya'da gezerken işaretleri ve menüleri kendi başına okuyabilmek yolculuğu bambaşka bir şeye çeviriyor. Nereden başlanacağını merak ediyorsan Japonca nasıl öğrenilir yazımız iyi bir başlangıç. Kyoto'nun estetiğini daha derinden anlamak istersen wabi-sabi üzerine yazımıza da göz at.
Sık sorulan sorular
Fushimi Inari sabah kaçta açılıyor?
Fushimi Inari tapınağının kapanış saati yoktur; gece gündüz açıktır ve giriş ücretsizdir. Bu yüzden gün doğmadan, kalabalık başlamadan önce ziyaret etmek mümkündür. En sakin saatler 05:30 ile 07:00 arasıdır.
Kyoto'yu sabah erken gezmek güvenli mi?
Evet. Kyoto, sabahın erken saatlerinde de güvenli bir şehirdir; yerel halk zaten erken saatte sokaktadır. Yine de iyi aydınlatılmış ana yolları tercih etmek ve yürüyüş rotanı önceden belirlemek mantıklıdır.
Sabah turu için ne kadar zaman ayırmalı?
Fushimi Inari'nin tepesine kadar gidip dönmek yaklaşık iki saat sürer. Sadece alt kısmı gezip nehir kıyısında yürümek için ise iki ile üç saatlik bir sabah yeterlidir.
Kyoto'da hangi mevsim daha iyi?
İlkbahar kiraz çiçeği, sonbahar ise kızıl yapraklar için en gözde dönemlerdir, ama bu mevsimler aynı zamanda en kalabalık zamanlardır. Sabah erken çıkmak, hangi mevsimde gelirsen gel kalabalıktan kaçmanın en iyi yoludur.
Kanji Nanji'de kanji, kelime, dilbilgisi ve JLPT hazırlığı tek yerde, Türkçe. Mochi seninle 15 dakikada başlatıyor.
Ücretsiz başla →Mert Aydın, Japonya'yı acele etmeden, yürüyerek tanıyan bir gezgin yazardır. Bir yeri anlamanın varış noktasından çok yolculuğun kendisinde ve ritminde saklı olduğunu düşünür.