Vega ile Altair arasındaki mesafe yaklaşık on altı ışık yılı. Gözle bakıldığında ikisi de yaz gecesinin parlak noktalarıdır, aralarında Samanyolu'nun soluk şeridi uzanır.
Ama bir Japon efsanesinde bu iki yıldız birer nokta değildir. Biri dokumacı, diğeri sığırtmaç. Birbirlerine âşıklar ve ceza olarak ayrılmışlar. Yılda yalnız bir kez, Temmuz'un yedinci gecesinde, gökyüzü açıksa kavuşabilirler.
Japonya her yıl o geceyi bekler. Bambu dallarına renkli kâğıt şeritler bağlar, dilekler yazar, gökyüzüne bakar. Bu gece 七shichi ve 夕seki karakterlerinin yan yana geldiği gecedir: 七夕, Tanabata.
一Bir Çin efsanesi, bir Japon tezgâhı
Hikâyenin kökü Çin'e uzanır. Qixi (七夕) festivali, milattan önceki yüzyıllardan beri Doğu Asya'da kutlanır. Efsaneye göre gökyüzü tanrısının kızı Zhinu (織女, Japonca'da Orihime) harika kumaşlar dokuyan bir dokumacıdır. Babası onu Samanyolu'nun öbür kıyısında yaşayan sığırtmaç Niulang (牛郎, Japonca'da Hikoboshi) ile tanıştırır.
İkisi birbirine âşık olur ve evlenir. Ne var ki mutlulukları onları işlerinden alıkoyar: Orihime dokumayı bırakır, Hikoboshi sürüyü salar. Öfkelenen gökyüzü tanrısı ikisini Samanyolu'nun iki yakasına sürer. Yalnız yedinci ayın yedinci gecesi, saksağanlar kanatlarından bir köprü kurarsa buluşabileceklerdir.
Bu efsane 8. yüzyıl ortasında, İmparatoriçe Kōken döneminde Japonya'ya resmen girdi. Sarayda Kikkōden (乞巧奠, "beceri dileme töreni") adıyla kutlandı: saray kadınları o gece iğne iplik becerilerinin artması için dua ediyordu. Ama Japonya bu Çin geleneğini olduğu gibi almadı.
Çok daha eski bir Japon ritüeli vardı: bir kadın, su kenarında bir kulübede kutsal kumaş dokur ve bunu tanrılara sunardı. Bu kadına "tanabata-tsume" (棚機女), kullandığı tezgâha "tanabata" (棚機) denirdi.
Çin efsanesi Japonya'ya geldiğinde, dokumacı prenses Orihime ile bu yerli ritüelin figürü birbirine karıştı. Sonuçta 七夕 karakterleri "shichiseki" (yedinci akşam) yerine "tanabata" diye okunmaya başlandı. Bir Çin efsanesi, bir Japon tezgâhı ve bir saray töreni birleşerek bugün bildiğimiz festivali oluşturdu.
二Bambu dalına yazılan dilekler
Bugün Tanabata dendiğinde akla ilk gelen görüntü budur: bambu dallarına bağlanmış renkli kâğıt şeritler. Bu şeritlere 短tan ve 冊saku karakterlerinden oluşan tanzaku (短冊) denir ve üzerlerine dilekler yazılır.
Gelenek Edo döneminde (1603-1868) yaygınlaştı. Başlangıçta yalnız şiir ve kaligrafi becerisi dilenirdi; Kikkōden'in "beceri dileme" geleneğinin devamıydı. Zamanla dilekler sınır tanımaz oldu: sınavı geçmek, sağlıklı olmak, birine kavuşmak, dünya barışı.
Tanzaku beş renkte olur ve her renk Çin kozmolojisindeki beş elemente karşılık gelir: yeşil (ağaç, erdem), kırmızı (ateş, minnettarlık), sarı (toprak, dostluk), beyaz (metal, ödev), mor (su, bilgelik). Aslında beşinci renk gelenekte siyahtı, ama Japonya'da siyah uğursuz sayıldığı için yerini mora bıraktı.
Bambu tesadüfen seçilmemiştir. Hızla büyür, rüzgârda eğilir ama kırılmaz. Dikey yükselişi gökyüzüne uzanan bir köprü gibi düşünülmüştür: dilekleri yıldızlara taşıyan bir aracı.
Festival bittiğinde bambu dalları geleneksel olarak nehre ya da denize bırakılırdı. Bugün çoğu yerde toplama noktaları bu ritüelin yerini almıştır, ama niyet aynıdır: dilek gökyüzüne gönderilir, geride tutulmaz.
三Sendai: Tanabata'nın başkenti
Tanabata Japonya'nın her yerinde kutlanır ama en büyük festival Miyagi'nin Sendai şehrindedir. Her yıl 6-8 Ağustos tarihlerinde düzenlenir (eski takvime göre yedinci ayın yedincisi Ağustos'a denk gelir) ve yaklaşık iki milyon ziyaretçi çeker.
Sendai Tanabata'sının tarihi şehrin kurucusu Date Masamune dönemine (1567-1636) kadar uzanır. Festival Meiji Restorasyonu'ndan sonra popülerliğini yitirdi, Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki ekonomik buhranla neredeyse kayboldu. 1928'de gönüllüler festivali yeniden canlandırdı.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra 1946'da düzenlenen ilk büyük Tanabata küçük çaplıydı. Bir yıl sonra İmparator Shōwa Sendai'yi ziyaret ettiğinde onu binlerce Tanabata süslemesi karşıladı. Festival o günden bu yana her yıl büyüyerek devam etti.
Bugün Sendai'nin alışveriş caddelerinde üç binden fazla el yapımı süsleme asılır. En dikkat çekici olanları yaklaşık dört metre uzunluğundaki *fukinagashi* (吹き流し) flamalarıdır: beşerli setler halinde asılan, rüzgârda dalgalanan renkli şeritler. Her yıl sıfırdan yapılır; hiçbiri bir önceki yıldan kalmadır.
四Yağmur yağarsa
Efsanenin en hassas noktası havadır. Saksağan köprüsü ancak gökyüzü açıksa kurulabilir. Yağmur yağarsa Orihime ve Hikoboshi o yıl kavuşamaz.
Bu detay Tanabata'yı diğer festivallerden ayıran şeydir. Çoğu kutlama kesindir: tarih gelir, festival yapılır. Tanabata'da ise bir belirsizlik vardır. Gökyüzü karar verir. İnsan dilek yazar, bambu dalına bağlar, sonra bekler. Bulutlar açılacak mı?
Temmuz başı Japonya'da 雨ame mevsiminin (tsuyu) tam ortasıdır. Yedinci gecenin bulutsuz olma olasılığı yüksek değildir. Bu tesadüf değildir belki de. Kavuşma kolay olsaydı, bekleyişin anlamı kalmazdı.
五Gökyüzüne bakmayı unutan şehirler
Modern Japonya'da Tanabata iki yüzlü bir festivale dönüşmüştür. Bir yanda alışveriş merkezlerinin bambu dalları, anaokulu çocuklarının tanzaku'ları, şehir meydanlarındaki ışık gösterileri. Tanabata'nın "sevimli" yüzü: renkli, fotoğraflanabilir, kolay tüketilebilir.
Öte yanda festivali doğuran şey hâlâ orada durur. Işık kirliliğinden Samanyolu'nu göremeyen Tokyo'da bile Vega ve Altair yaz gecelerinde parlak birer nokta olarak seçilebilir. Biri kuzeydoğuda, diğeri güneydoğuda. Aralarındaki boşluğu doldurmak için bir efsane, bir köprü, bir umut gerekmiştir.
Tanzaku'ya yazılan dilekler çoğunlukla küçüktür. Büyük idealler değil, kişisel umutlar: sınavımı geçeyim, anneannem iyileşsin, sevdiğim kişiyi bir daha göreyim. Bu küçüklük Tanabata'nın gücüdür. Gökyüzüne büyük bir şey değil, tam da insana yakışan bir şey gönderilir.
六Yedi ve akşam
七shichi ve 夕seki. İki karakter yan yana geldiğinde "yedinci akşam" der gibidir ama okunuşu bambaşkadır: tanabata. Bu okunuş, yüzyıllar önce su kenarında kumaş dokuyan kadının tezgâhından gelir. Bir sayı ve bir zaman dilimi, bir efsane ve bir zanaat birbirine dolanarak tek bir sözcük olmuştur.
Japonca'nın bu tür katmanları vardır: bir kelimenin yüzeyinde gördüğünüz anlam, altında saklanan hikâyenin yalnızca kapağıdır. 星hoshi karakterine baktığınızda bir ışık noktası görürsünüz. Ama Tanabata gecesi o ışık noktası bir dokumacıdır, bir sığırtmaçtır, yılda bir kavuşan iki sevgilidir.
Bu katmanları Kanji Nanji'de keşfedebilirsiniz. Her karakterin arkasında bir hikâye, her hikâyenin içinde öğrenilecek bir yapı var. Tıpkı Tanabata'nın iki yıldızı gibi: uzaktan bakıldığında birer nokta, yakından bakıldığında birer dünya.
Bu Temmuz yedisinde gökyüzüne bakarsanız, Vega'yı bulun. Sonra Altair'i. Aralarındaki soluk şerit Samanyolu'dur. Efsaneye göre o gece saksağanlar köprü kurar. Gerçekte iki yıldız birbirine on altı ışık yılı uzaktadır ve asla yaklaşmaz. Ama efsaneler gerçeğin peşinde koşmaz. Onlar, gerçeğin eksik bıraktığı şeyi tamamlar.
Eğer siz de bir tanzaku'ya bir şey yazmak isterseniz, 願negai karakteriyle başlayabilirsiniz. Kanji Nanji'de ilk karakterinizi öğrenin ve dileklerinizi Japonca yazmaya bir adım daha yaklaşın.
Kanji Nanji'de kanji, kelime, dilbilgisi ve JLPT hazırlığı tek yerde, Türkçe. Mochi seninle 15 dakikada başlatıyor.
Ücretsiz başla →Deniz Öztürk, tatemae ile honne'den sumimasen'in görünmez gramerine Japon kültürünü dille birlikte yazıyor. Bir kelimeyi sözlük karşılığıyla değil, hangi sahnede nasıl kullanıldığıyla anlatmayı seçer.