Tokyo'ya taşındığım ilk hafta en çok çöple uğraştım.
İlk gün mutfakta birikenleri bir poşete doldurup kapıya çıkardım. Komşu kadın koşarak geldi, poşete baktı, bana baktı, sonra kırk beş saniyelik bir Japonca ders verdi. Hiçbirini anlamadım ama poşeti geri götürdüm.
İki gün sonra mahalle yönetiminden bir zarf geldi. İçinde iki sayfalık, renk kodlu bir çöp takvimi vardı; her kategorinin hangi poşette atılacağını gösteren bir şema. Dolaba yapıştırdım. Altı aydır orada duruyor ve hâlâ her hafta bakıyorum.
一Bir takvim, on iki ay, yedi kategori
Japonya'da 捨suてる fiili basit görünür, ama çöp konusunda hiçbir şey basit değildir. Her belediye kendi kurallarını koyar. Tokyo'nun Setagaya semtinde yaşıyorum ve burada yedi ana kategori var: yanabilir (燃moえるゴミ), yanmaz, plastik ambalaj, kağıt, cam şişe, pet şişe ve büyük çöp.
Her birinin haftada belirli günleri var. Yanabilir Pazartesi ve Perşembe, plastik Çarşamba, yanmaz ise ayda iki kez, her ikinci Salı. Büyük çöp için belediyeyi arayıp randevu alıyorsun, sonra poşetin üstüne ücretli bir etiket yapıştırıyorsun.
Bu takvim semtten semte değişir. Shibuya'da plastik günü farklı, Edogawa'da cam ve kutu aynı gün toplanıyor. Taşındığında ilk işin yeni semtin çöp takvimini almak olmalı. Almasan da merak etme, komşuların sana hatırlatır.
二Poşet meselesi
Her kategori belirli renkte, yarı saydam bir poşete konur. Setagaya'da yanabilir çöp için beyaz saydam, plastik için yeşil bantlı poşetler kullanılıyor. Bu poşetleri conbini'den ya da süpermarketten alıyorsun, her birinin üstünde hangi çöp türüne ait olduğu yazıyor.
Yanlış renk poşet kullanırsan çöpün alınmaz. Sabah altıda bıraktığın poşet akşama kadar orada durursa, herkes senin hatan olduğunu bilir.
İlk ayımda pet şişeleri plastik poşete attım. Toplanmadı. Meğer kapağı, etiketi ve şişeyi ayrı ayrı ayırmam gerekiyormuş: kapak plastik ambalaj, etiket yanabilir, şişe pet. Üç parça, üç ayrı gün.
İlk tepkim 'abartı' oldu. Altı ay sonra fark ettim ki Tokyo'nun sokakları işte tam da bu titizlik yüzünden bu kadar 清sei潔 kalıyor.
三Çöp toplama noktası: bir sosyal alan
Tokyo'da çoğu apartmanın önünde ya da köşe başında belirlenmiş bir çöp toplama noktası (ゴミ捨て場) vardır. Bu noktalar sabah sekizden önce kullanılır, toplama aracı geçtikten sonra kapanır. Geç kalırsan bir sonraki haftaya beklersin.
İlk başta katı bir kural gibi geldi. Sonra gördüm ki bu nokta aslında küçük bir sosyal alan. Sabah yedide poşetini bırakırken komşularınla karşılaşıyorsun, selam veriyorsun, bazen iki çift laf ediyorsun. Bir yabancı olarak ilk tanıştığım komşularımın çoğuyla bu çöp noktasında tanıştım.
Bazı binalarda çöp nöbetçisi (当番) bile vardır. Haftanın bir günü senin sırandır: toplama noktasını düzenler, ağı kapatır, yanlış bırakılmış poşetleri kontrol edersin. Bunu ilk duyduğumda gereksiz buldum. Bir yıl sonra kendi nöbetimi tuttum ve o ağı kapatırken garip bir aidiyet hissettim.
四Yanlış atarsan ne olur?
Kısa cevap: çöpün alınmaz. Uzun cevap: poşetin üzerine küçük bir sarı etiket yapıştırılır. Bu etiket nazik bir dille yazılmıştır ama söylediği şey nettir: 'Ayrıştırmanı kontrol et, doğru günde tekrar bırak.' Bazı semtlerde poşetin üstüne isim yazar. Bazılarında yazmaz ama herkes zaten kimin poşeti olduğunu bilir.
Sistem ceza üzerine değil, 恥haji yani utanma duygusu üzerine kurulu. Seni mahkemeye çıkaran bir belediye memuru yok. Ama çöp noktasında sabah yedide poşetin geri dönmüş halde dururken komşunun bakışını bir kere gördün mü, bir daha aynı hatayı yapmazsın.
Japonya'da pek çok kural buna benzer bir mantıkla işliyor: yazılı yasadan çok, mahallenin sessiz baskısıyla.
五Neden bu kadar karmaşık?
Japonya dar bir ada ülkesi ve çöp depolama alanı kısıtlı. 1970'lerde büyük çöp krizleri yaşandı; Koto semtindeki çöp savaşları (ゴミ戦争) ülke gündemine oturdu. Şehirler çöp yakma tesislerine bağımlıydı, ama mahalleler bu tesisleri kendi yanlarında istemiyordu.
Çözüm, çöpü kaynağında azaltmak ve ayrıştırmaktı. Bu zorunluluktan doğan sistem zamanla bir kültüre dönüştü. Bugün Kamikatsu gibi kasabalar sıfır atık hedefiyle çöpü onlarca ayrı kategoriye ayırıyor.
Yani bu karmaşıklık bir bürokrasi hastalığı değil. Dar alanda, sınırlı kaynakla ve yoğun nüfusla birlikte yaşamanın bir yöntemi. İşin tuhafı, işe de yarıyor: Tokyo dünyanın en temiz büyük şehirlerinden biri, sokaklarda çöp kutusu neredeyse hiç yok ama yerlerde çöp de göremiyorsun.
六Altı ay sonra
Bugün çöp günü takvimini artık kontrol etmiyorum, ezberledim. Pet şişeyi açarken kapağı, etiketi ve şişeyi otomatik olarak ayırıyorum. Nöbet günüm geldiğinde sabah erken kalkmak bile keyifli geliyor.
O ilk gün beni uyaran komşu kadın, artık bana sadece gülümsüyor. Sanırım bu küçük sisteme uyum sağlamak, bu şehirde 'ben de buralıyım' demenin en sessiz yollarından biri.
Bir gün çöp takvimindeki o kanjileri kendi başına okuyabildiğinde, Tokyo'da artık misafir değil, komşu olduğunu fark ediyorsun. Sıfırdan Japonca öğrenmeye nereden başlayacağını merak ediyorsan, ilk adım hep düşündüğünden daha yakın.
Sık sorulan sorular
Japonya'da çöp kaç kategoriye ayrılır?
Bu belediyeden belediyeye değişir. Tokyo'nun çoğu semtinde 7-10 ana kategori vardır: yanabilir, yanmaz, plastik ambalaj, kağıt, cam, pet şişe, büyük çöp ve bazen pil ile elektronik atık. Sıfır atık hedefli bazı kasabalarda kategori sayısı onlarca seviyeye çıkar.
Yanlış gün çöp bırakırsam ne olur?
Çöpün toplanmaz ve poşetin üzerine uyarı etiketi yapıştırılır. Ağır bir ceza yoktur ama komşuların ve bina yönetiminin baskısı etkilidir. Çöp toplama noktası herkesin gördüğü bir yerdir.
Çöp poşetlerini nereden alırım?
Semtine özel saydam çöp poşetlerini conbini, süpermarket veya 100 yen dükkanından alabilirsin. Her poşetin üstünde hangi çöp türüne ait olduğu yazılıdır. Yanlış renk poşet kullanırsan çöpün kabul edilmez.
Tokyo'da neden sokaklarda çöp kutusu yok?
1995 Tokyo metro saldırısından sonra güvenlik gerekçesiyle çoğu kamusal çöp kutusu kaldırıldı. Japon kültüründe çöpünü evine götürmek zaten yaygın bir alışkanlıktı; bu karar onu pekiştirdi. Conbini ve istasyonlarda sınırlı çöp kutusu bulunur.
Kanji Nanji'de kanji, kelime, dilbilgisi ve JLPT hazırlığı tek yerde, Türkçe. Mochi seninle 15 dakikada başlatıyor.
Ücretsiz başla →Selin Karaca, Tokyo'daki gündelik hayatı yakından izleyen bir yazardır. Bir şehri anlamanın büyük manzaralardan değil, sokaktaki küçük ayrıntılardan ve sıradan anlardan geçtiğine inanır.