Japonca öğrenmeyi kafana koydun, sonra birine söyledin ve ilk tepki geldi: "O dil çok zor, yıllar sürer." Belki bir de tablo gösterdiler; Japonca en zor diller kategorisinde, iki bin küsur saat yazıyor.
O tablo gerçek. Ama kategori başlığının hemen altında tek cümlelik bir tarif var ve o cümleyi kimse okumuyor.
Bu yazıda önce o cümleyi okuyacağız. Sonra "zor mu" sorusunu üç ayrı parçaya böleceğiz: ses, dilbilgisi ve yazı. Türkçe konuşan biri için ilk ikisi sanıldığından ucuz, üçüncüsü gerçek bedel. O bedeli de bir sayıyla ölçeceğiz.
一O tablo kime göre hazırlandı?
En çok dolaşan zorluk sıralaması ABD Dışişleri Bakanlığı'nın dil okuluna ait. Kendi diplomatlarını yetiştirirken tuttukları kayıtlardan bir tablo çıkarmışlar: Hangi dil, sınıfta kaç saat sürüyor.
Tabloda Japonca en üst kategoride: 88 hafta, 2.200 ders saati. Aynı kategoride Arapça, Korece ve Çince var. Kategorinin adı da "süper zor diller".
Şimdi o kategori başlığının altındaki tarife bak: "Ana dili İngilizce olanlar için olağanüstü zor diller." Bu süreler ana dili İngilizce olan öğrenciler için ölçülmüş.
Ve aynı tabloda bir alt kategoride ne var, biliyor musun? Türkçe. Yaklaşık 44 hafta, 1.012 saat; etiketi "zor diller". Azerice, Kazakça, Fince, Macarca ve Rusça ile aynı listede.
Bundan çıkan sonuç şu: Japoncayı İngilizce konuşan için zor yapan özelliklerin bir kısmı, Türkçeyi de İngilizce konuşan için zor yapan özellikler. Fiilin cümle sonunda olması, eklerle uzayan kelimeler, edatın ismin arkasına gelmesi. Sen bunların içinde doğdun.
Tablonun başındaki notta bir şey daha yazıyor. Hedef, profesyonel düzeyde konuşma ve dinleme; tipik bir hafta 23 saat sınıf artı 17 saat kendi çalışması. Tam zamanlı bir iş gibi. Günde bir saat ayıran biri için 2.200 saatin ne anlama geldiğini tartışmak bile anlamsız, çünkü ölçüm senin koşullarında yapılmamış.
O sayıyı unutmana gerek yok; kimin için ölçüldüğünü bilmen yeter. Şimdi soruyu kendi koşullarımızda soralım.
二Ses: Türkçe konuşana en kolay kısım
Japoncada beş ünlü var: a, i, u, e, o. Türkçede sekiz. Ünlü tarafında seni bekleyen yeni bir dünya yok.
Heceler de basit: çoğunlukla bir ünsüz artı bir ünlü. "Ka, ki, ku, ke, ko." Türkçenin "Türk" ya da "sert" gibi ünsüz yığınları Japoncada yok. Birkaç küçük istisna dışında yazıldığı gibi okunuyor; hiragana tablosunu öğrendiğin gün, gördüğün hiragana kelimeleri sesli okuyabiliyorsun. Düzenli çalışan biri bu tabloyu yaklaşık bir haftada öğreniyor; nasıl yapıldığını hiragana rehberimizde adım adım anlattık.
Yeni olan üç şey var ve üçünü de baştan bilmen iyi olur:
- Uzun ve kısa ünlü ayrımı. "Obasan" teyze, "obaasan" büyükanne. Aradaki fark bir ünlünün uzunluğu. Türkçede bu ayrım çok az kelimede iş gördüğü için kulağın başta duymuyor; birkaç hafta dinlemeyle açılıyor.
- Çift ünsüz. "Kite" (gel) ile "kitte" (pul) arasındaki küçük duraklama. Türkçede "elli" derkenki çift l gibi düşün, sadece daha sık karşına çıkıyor.
- Perde vurgusu. "Hashi" kelimesi tona göre köprü ya da yemek çubuğu olabiliyor. Bunu ilk aylarda dert etme; bağlam neredeyse her zaman kurtarıyor ve doğru tonu dinleye dinleye kapıyorsun.
Bir de gizli bir avantajın var: Katakana ile yazılan yabancı kelimelerin büyük kısmı İngilizceden geliyor. "Konpyūtā", "tēburu", "takushī". Biraz İngilizce biliyorsan bu kelimeleri ilk gördüğünde tanıyorsun.
三Dilbilgisi: Türkçe konuşanın doğuştan avantajı
Burası, İngilizce konuşan bir öğrencinin aylarca boğuştuğu, senin ise birkaç günde "ha, bizdeki gibi" dediğin yer. Tek tek bakalım:
- Fiil cümlenin sonunda. "Ben okula gidiyorum" Japoncada da aynı sırayla kuruluyor: ben, okula, gidiyorum. İngilizce konuşan öğrenci cümleyi kafasında ters çevirmek zorunda; sen çevirmiyorsun.
- Ek ismin arkasına geliyor. Türkçede "okul-a", Japoncada "gakkou ni". İkisinde de yön bilgisi ismin arkasında. Üstelik Japoncadaki ekler ünlü uyumuna girmiyor; "ni" her zaman "ni". Türkçenin -a/-e, -da/-de dertleri Japoncada yok.
- Soru, cümlenin sonundaki bir ekle kuruluyor. "Gidiyor musun?" sorusundaki "mu" ne yapıyorsa Japoncadaki "ka" da onu yapıyor: Cümle aynı kalıyor, sona bir hece geliyor.
- Dilbilgisel cinsiyet yok, tanımlık yok. "Der, die, das" ya da "the, a" gibi bir şey öğrenmiyorsun. Türkçede de olmadığı için eksikliğini fark etmiyorsun bile.
- Özne sık sık düşüyor. Türkçede "geliyorum" dersin, "ben" demezsin. Japoncada da öyle. İngilizce konuşana bu "eksik cümle" gibi geliyor; sen hiç yadırgamıyorsun.
- Sıfat cümleciği ismin önüne geliyor. "Dün aldığım kitap" Japoncada da tam bu sırada: dün, aldığım, kitap. İngilizcede tersi.
Fiil çekimi de sandığından düzenli. Japoncada yalnızca iki düzensiz fiil var; gerisi birkaç kalıba oturuyor. Bunu ayrı bir yazıda anlattık: Japonca fiil çekimleri. Bütün dilbilgisi konularının hangi seviyeye düştüğünü görmek istersen konu listesi açık; hesap açmadan bakabilirsin.
Peki dilbilgisinde hiç mi zorluk yok? Var, ama Türkçeye benzemeyen iki yerde:
- Nezaket katmanları. Türkçede "sen" ile "siz" var. Japoncada aynı fiilin nazik, saygılı ve alçakgönüllü biçimleri ayrı ayrı var ve iş hayatında hangisini kullanacağını bilmen gerekiyor. Başlangıçta tek bir nazik biçim yetiyor; katmanlar ileri seviyenin işi.
- Sayaç kelimeler. Türkçede "üç tane" her şeyi sayıyor. Japoncada insanı, uzun nesneyi ve yassı nesneyi ayrı kelimelerle sayıyorsun. Bunun da bir mantığı var; sayaç kelimeleri yazımızda sistemini gösterdik.
四Yazı: gerçek bedel burası ve ölçülebilir
Hiragana ve katakana kolay tarafta; ikisi de birer hece tablosu, toplamda birkaç hafta. Asıl soru kanji.
Japonya'da günlük yazı için ölçü kabul edilen kanji tablosu 2.136 karakter içeriyor. Bu sayıyı ilk gördüğünde insanın vazgeçesi geliyor. O yüzden sayıyı bir kenara koyup öğrenme temposuna bakalım.
Japonya Eğitim Bakanlığı'nın ilkokul müfredatı, altı yılda öğretilecek kanjiyi sınıf sınıf listeliyor: Birinci sınıfta 80, ikincide 160, üçüncüde 200, dördüncüde 202, beşincide 193, altıncıda 191. Toplam 1.026 kanji, altı yılda.
Bölme işlemini yapalım: Yılda 171 kanji; 52 haftaya yayınca haftada üç ile dört arası. Japonca ana dili olan, her gün okula giden çocuklar için bile tempo bu. Kimse iki bin karakteri bir yılda ezberlemiyor; Japonlar da ezberlemiyor.
Bu sayıdan iki şey birden çıkıyor. Birincisi, kanji gerçekten uzun bir iş; kimseye "üç ayda hallolur" demiyoruz. İkincisi, haftada üç dört kanji yapılabilir bir iş. Günde on beş dakika ayıran biri için ürkütücü bir tempo değil.
Kanjide seni bekleyen asıl sürpriz sayı değil, okunuş. Bir karakterin birden fazla okunuşu olabiliyor. 生sei karakteri "sensei" kelimesinde "sei", "ikiru" fiilinde "i", "umareru" fiilinde "u", "nama bīru" tamlamasında "nama" diye okunuyor. Karakteri tek başına ezberlemek bu yüzden işe yaramıyor; okunuşu kelimenin içinde öğreniyorsun. Bu konuyu kanji korkusu yazımızda etraflıca anlattık.
Bir de iyi haber: Kanji, tekrar eden parçalardan kuruluyor. 難nan karakterine bak; sağ yarısında kuş anlamına gelen bir parça var, Kanji Nanji'de o parçaya "hindi" diyoruz. 時ji karakterinin solunda güneş, sağında tapınak duruyor. Parçaları tanımaya başladığında yeni bir karakter ezber olmaktan çıkıp tanıdık parçaların yeni bir dizilişine dönüyor. Kanji Nanji'de her karakterin parçaları ve anlam hatırlatıcısı kendi sayfasında duruyor.
五Sınav ne diyor: N5 gerçekte ne ölçüyor?
"Zor mu" sorusunun bir de resmî cevabı var. Japonca Yeterlilik Sınavı'nın ilk basamağı N5, kendi tanımıyla şunu ölçüyor: hiragana, katakana ve temel kanjiyle yazılmış kalıp ifadeleri ve cümleleri okuyup anlamak; günlük hayatta ve sınıfta sık karşılaşılan konulardaki, yavaş konuşulan kısa konuşmalardan gerekli bilgiyi çıkarmak.
Dikkat et: Tanımda "akıcı konuşmak" geçmiyor, "yavaş konuşulan" geçiyor. İlk hedef bu kadar mütevazı ve bu kadar ulaşılabilir. Nerede durduğunu merak ediyorsan her seviyenin ilk deneme sınavı ücretsiz; N5 deneme sınavına ücretsiz bir hesapla girip kendini görebilirsin. Sınavın beş seviyesini ve her birinin ne istediğini JLPT nedir yazımızda topladık.
六Zorlanan öğrencilerin ortak hatası
Japoncayı yarıda bırakanların hikâyesi birbirine çok benziyor. Gördüğümüz örneklerde bırakma sebebi genellikle dilin zorluğundan çok şu üç alışkanlıktan biri:
- Romaji ile başlayıp orada kalmak. Latin harfleriyle Japonca öğrenmek ilk hafta rahat, üçüncü ay duvar. Hiraganayı ilk hafta öğren, romajiyi ilk haftadan sonra bırak.
- Kanjiyi tek tek, listeden ezberlemek. Yukarıda gördün: Okunuş kelimenin içinde. Karakteri kelimeyle birlikte öğren.
- Tekrar etmemek. Bir kelime ilk karşılaşmada akılda kalmıyor; üçüncü, dördüncü karşılaşmada yerleşiyor. O karşılaşmaları senin yerine planlayan bir sistem yoksa öğrendiklerin birkaç gün içinde uçup gidiyor.
Üçünün de çözümü aynı yerde: doğru sırayla başlamak. Sıfırdan nereden başlanacağını sıfırdan Japonca öğrenmek yazısında, yolun tamamını Japonca nasıl öğrenilir rehberinde anlattık.
七Peki, zor mu?
Dürüst cevap üç parçalı. Ses tarafında Türkçe konuşan için neredeyse bedava. Dilbilgisinde ana dilin sana İngilizce konuşanın hiç sahip olmadığı bir avans veriyor. Yazı tarafında ise uzun ama ölçülü bir yol var: haftada üç dört kanji, yıllarca.
Japoncayı "en zor dil" yapan tablo senin için hazırlanmadı. Senin için hazırlanmış bir tablo yok; onu kendi haftalık temponla sen yazacaksın.
İlk satırı bugün yazabilirsin: hiragana tablosu açık, ilk beş karakteri on dakikada öğrenirsin. Devamı için ücretsiz hesabını aç; müfredat ilk günden sonuna kadar önünde duruyor.
Sık sorulan sorular
Japonca Türkler için zor mu?
Ana dili İngilizce olan öğrencilere göre daha az zor. Türkçe ile Japonca aynı cümle sırasını kullanıyor, ikisinde de ekler ismin arkasına geliyor, soru cümle sonundaki bir ekle kuruluyor ve ikisinde de dilbilgisel cinsiyet yok. Ses tarafında Japoncanın beş ünlüsü Türkçe konuşana yabancı gelmiyor. Zor kalan kısım yazı, özellikle kanji ve kanjinin birden fazla okunuşu.
Japonca öğrenmek kaç saat sürer?
En çok alıntılanan sayı ABD Dışişleri dil okulunun tablosundan: 88 hafta, 2.200 ders saati. Ama bu süre ana dili İngilizce olan öğrenciler için, profesyonel yeterlilik hedefiyle ve tam zamanlı eğitimde ölçülmüş. Türkçe konuşanlar için yapılmış benzer bir ölçüm bilmiyoruz. Kendi süreni belirleyen şey haftalık temponun ve hedefin; ilk somut hedef olarak N5 makul bir başlangıç.
Kaç kanji öğrenmek gerekiyor?
Japonya'da günlük yazının ölçüsü kabul edilen tablo 2.136 kanji içeriyor. Japon çocuklar bunun 1.026'sını ilkokulun altı yılında, yıla yayınca haftada üç dört kanji temposuyla öğreniyor. Sınav hedefin varsa N5 için temel kanji yetiyor; sayı seviye yükseldikçe artıyor. Toplamdan çok haftalık tempo ve karakteri kelimeyle birlikte öğrenmek önemli.
Japonca öğrenmek için önce hangisi: hiragana mı kanji mi?
Hiragana. İlk hafta hiragana, sonra katakana, kanji ise kelimelerle birlikte yavaş yavaş. Romaji ile başlamak ilk günlerde kolay görünüyor ama okuma becerisini geciktiriyor; ilk haftadan sonra romajiyi bırakmak en iyisi.
Kanji Nanji'de kanji, kelime, dilbilgisi ve JLPT hazırlığı tek yerde, Türkçe. Mochi seninle 15 dakikada başlatıyor.
Ücretsiz başla →Kanji Nanji'nin öğrenme rehberlerini hazırlayan editör ekibidir. Japonca öğrenmenin kafa karıştırıcı olabileceğini bilir ve yolu adım adım, anlaşılır biçimde göstermeyi amaçlar.
[email protected]