Bir odaya girdiğini düşün. Tatami döşeli, alçak tavanlı, neredeyse boş bir oda. Bir köşede tek bir vazo, içinde tek bir dal. Karşı duvarda bir asma yazı.
Arada hiçbir şey yok. Ve tam da bu hiçbir şeyin olmadığı yerde, odanın bütün ağırlığını hissediyorsun.
Batı düşüncesinde boşluk genellikle eksikliktir: doldurulması gereken bir alan, giderilmesi gereken bir yokluk. Japonya'da ise boşluk bir malzemedir. Kullanılır, biçimlendirilir, bazen bir odanın en önemli parçası olur. Bu fikrin adı 間, okunuşu ma.
一Kapının arasından süzülen güneş
間ma kanjisinin yapısı, kavramı görsel olarak anlatır. Dışta 門mon karakteri durur: iki kanat açılmış bir kapı. İçinde ise 日nichi karakteri oturur. Kapının arasından güneş ışığı süzülür. Kanjinin kendisi, iki şey arasındaki o dolu boşluğun resmidir.
Ma kelimesi Japoncada gündelik dilde de her yerdedir. 時間 (jikan) zaman demektir: zamanın aralığı. 人間 (ningen) insan demektir, ama kanji katmanında "insanlar arasındaki boşluk" diye de okunabilir.
空間 (kūkan) uzay, mekân demektir: boşluğun aralığı. Dilin kendisi, aralığı her yere yerleştirmiş.
二Sessizlik bir nota değildir, ama müziği o yapar
Ma kavramını anlamanın belki en kısa yolu müziktir. Bir shakuhachi (尺八, bambu flüt) ustasını dinlersen, notalar arasındaki sessizliklerin notalara eşit, hatta bazen daha uzun olduğunu fark edersin. Batı müziğinde duraklama genellikle bir nefes alma yeridir; Japon müziğinde ise sessizlik, melodinin bir parçasıdır.
Bu yalnızca müzikle sınırlı değildir.
Noh tiyatrosunda bir oyuncunun sahnede tamamen hareketsiz durduğu anlar vardır: bedeni kımıldamaz, yüzü maskenin ardında donmuştur, sahne sessizdir. Bu an boş değildir. Oyuncu bekler ve seyirciye o beklemenin ağırlığını aktarır.
Hareketin en yoğun olduğu sahne değil, bu hareketsiz an, seyircinin nefesini tuttuğu andır.
三Tokonoma: gösterişsiz sahneleme
Geleneksel Japon evinde tokonoma (床の間) adı verilen bir niş bulunur. Alçak bir platform, duvarın içine doğru hafifçe çekilmiş bir girinti. Buraya tek bir asma yazı, tek bir vazo ya da tek bir bonsai yerleştirilir. Etrafı boştur.
Tokonoma'nın işlevi sergilemek değil, çerçevelemektir. Nesneyi boşlukla çevreler ve bu sayede onu görünür kılar. Bir duvara yan yana on tablo asarsan hiçbiri gerçekten görünmez; ama bir duvara tek bir tablo asarsan, duvarın geri kalanı o tabloyu işaret eder. Tokonoma, boşluğun bir nesneye verdiği değerin mimariye dönüşmüş hâlidir.
Mimar Tadao Ando'nun "Işığın Kilisesi" (Church of Light, 1989, Osaka-Ibaraki) bu ilkeyi çağdaş mimariye taşır. Beton duvarın yüzeyinde artı biçiminde bir yarık açılmıştır; ışık yalnızca bu yarıktan girer. Kilisenin geri kalanı karanlıktır. Görkemli bir vitray yoktur, süsleme yoktur. Tek bir aralık, tek bir ışık süzmesi. Ando, ma'yı betona yazmıştır.
四Bahçedeki boşluk
Kyoto'daki Ryōan-ji tapınağının kaya bahçesi, ma'nın belki de en çok bilinen örneğidir. Beyaz çakıl tırmıklanmış bir yüzey üzerine on beş kaya yerleştirilmiştir. Hangi açıdan bakarsan bak, aynı anda on beşini birden göremezsin; en az bir tanesi daima başka bir kayanın ardında kalır.
Bahçenin büyüklüğü yaklaşık 25 çarpı 10 metredir. Bu alanın büyük bölümü boş çakıldır. Ama bahçeyi izleyenler boşluğa bakmaz; boşluğun kayalara ne yaptığına bakar. Aralık, kayaları birbirine bağlar, onları birbirinden ayırır ve her bakış açısından farklı bir ilişki kurar.
İkebana'da da aynı mantık işler. Batı çiçek düzenlemesinde vazoyu doldurmak esastır: çiçek ne kadar çoksa, o kadar zengin. İkebana'da ise dallar arasındaki boşluk, çiçeğin kendisi kadar kompozisyonun parçasıdır. Bir dal kesilir, bir yaprak koparılır; geriye kalan azaltılarak güçlendirilir.
五Konuşmanın arasındaki üç saniye
Ma yalnızca sanatlarda yaşamaz; Japonya'nın gündelik iletişimine de işlemiştir. Bir Japon konuşmasında, karşıdaki kişi cümlesini bitirdiğinde hemen yanıt vermek beklenmez. Kısa bir duraklama, söylenenin sindirileceği bir aralık doğaldır. Bu sessizlik rahatsızlık değil, saygıdır: "Söylediğini duydum ve düşünüyorum."
Çay seremonisi (茶道, sadō) bu ilkeyi ritüele dönüştürür. Suyun kaynamasını beklemek, çay kasesini döndürmek, bir yudumdan sonra duraklamak. Her hareketin arasında bir ma vardır ve bu aralıklar töreni hızlandırmak için kısaltılmaz. Çünkü tören zaten o aralıklardan oluşur; hareketler aralıkları birbirine bağlayan köprülerdir.
六Boşluk, minimalizm değildir
Ma'yı Batılı minimalizmle karıştırmak kolaydır, ama ikisi aynı şey değildir. Minimalizm azaltır: gereksiz olanı çıkarır ve geriye temiz bir yüzey bırakır. Ma ise çıkarmaz, yerleştirir. Boşluğu bilinçli olarak bırakır ve o boşluğun bir iş yapmasını bekler.
Japon minimalizmi yazısında wabi-sabi'nin eksikliği ve eskimeyi nasıl güzelleştirdiğini ele almıştık. Mono no aware, geçiciliğin yarattığı duyguya odaklanır. Yūgen, sözün ulaşamadığı derinliğe işaret eder. Ma ise bu estetiğin yapısal iskeletidir: araya koyduğun boşluk, diğer her şeyin nefes almasını sağlar.
Tanizaki Jun'ichirō, 1933 tarihli "Gölgelerin Övgüsü" (陰翳礼讃, In'ei Raisan) denemesinde güzelliği şeylerin kendisinde değil, "gölgelerin deseninde, ışık ile karanlığın arasındaki oyunda" aramak gerektiğini yazmıştı. Ma, o gölgenin ve ışığın arasıdır.
七Aralığın içinde durmak
Ma'yı anlamak için Japonya'ya gitmen gerekmez. Kendine şu soruyu sorabilirsin: bugün ne zaman bir boşluğu doldurma dürtüsü hissettin ve doldurmadın? Telefon sessiz kaldığında hemen ekrana uzanmamak; bir soruya hemen cevap vermemek; bir odada "bir şey eksik" hissinin geçmesini beklemek.
Bunların hepsi küçük ma deneyleridir.
間 kanjisi, Japoncanın ilk öğrenilen karakterlerinden biridir. Kapı ve güneş, yapısı hatırlanması kolay iki parçadır. Ama bu kanjinin asıl dersi biçiminde değil, anlamındadır: iki şey arasındaki mesafe, bazen o iki şeyden daha değerlidir.
間 kanjisinin katmanlarını Kanji Nanji'de keşfedebilirsin. Japoncanın yapı taşlarını kendi hızında öğrenmek istersen, ücretsiz bir hesap açarak başlayabilirsin. Kapının arasından bir ışık süzülür; gerisini sen görürsün.
Kanji Nanji'de kanji, kelime, dilbilgisi ve JLPT hazırlığı tek yerde, Türkçe. Mochi seninle 15 dakikada başlatıyor.
Ücretsiz başla →Deniz Öztürk, tatemae ile honne'den sumimasen'in görünmez gramerine Japon kültürünü dille birlikte yazıyor. Bir kelimeyi sözlük karşılığıyla değil, hangi sahnede nasıl kullanıldığıyla anlatmayı seçer.
[email protected]