Tokyo'ya taşındığım ilk ay çok konuştum. Sabah ofiste merhaba dedim, öğlen kantinde sohbet açtım, akşam konbinide kasiyere gülümsedim. Herkes kibar cevap verdi. Kibarlık kusursuzdu.
Ama kimse ikinci kez sormadı: 'Bir daha buluşalım mı?'
Üçüncü ayda fark ettim ki on dört milyon kişilik bir şehirde tanıdığım tek insan ev sahibim ve iş arkadaşlarım. Akşamları küçük dairemde oturuyordum, telefonuma bakıyordum, bazen pencereden karşı apartmanın ışıklarını sayıyordum. Herkesin bir hayatı vardı. Benimki henüz başlamamıştı.
一Kibarlık duvarı
Japonya'da yabancı olarak ilk öğrendiğin şey herkesin sana kibar davranacağı. İkinci öğrendiğin şey kibarlığın arkadaşlık olmadığı.
Japon sosyal yapısı bağlama dayalı çalışır. Arkadaşlıklar genellikle uzun süreli, paylaşılan bir ortamda oluşur: okul, iş yeri, mahalle, hobi kulübü. Bir barda tanıştığın insanla ertesi hafta buluşmak yaygın bir beklenti değil. Bu soğukluk değil, farklı bir sosyal ritim.
建tate前mae (tatemae, dışa gösterilen yüz) ve 本hon音ne (honne, iç ses) ayrımını bu yazımızda anlatmıştık. Arkadaşlık kurma sürecinde bu ayrım somutlaşıyor: birisi seninle nazik konuşuyorsa bu onu tanıdığın anlamına gelmiyor. Tanışmak için başka bir kapıdan girmek gerekiyor.
二Nomikai: masanın altındaki köprü
İş yerinde arkadaşlık kurmanın en bilinen yolu nomikai (飲noみ会kai), iş sonrası içki buluşması. Japoncada buna bazen nominication denir: nomu (içmek) ve communication kelimelerinin birleşimi.
Nomikai'de hiyerarşi yumuşar. Müdürle aynı masada oturursun, aynı edamame tabağından yersin, aynı bira bardağını kaldırırsın. Gündüz ofiste söyleyemediğin şeyi akşam izakayada söyleyebilirsin. Bu, Japon iş kültüründe güven inşa etmenin geleneksel yolu.
Alkol içmek zorunda değilsin. 'İçmem ama katılmak isterim' cümlesi gayet kabul görüyor. Önemli olan orada olmak, masada yer almak.
Benim ilk gerçek sohbetim bir Cuma akşamı nomikai'de oldu. Yanımdaki mühendis, Türkiye'de deprem haberini gördüğünü ve ailesinin iyi olup olmadığını sordu. Kısa bir soruydu ama samimiydi. O soru, üç aylık kibarlık duvarında ilk çatlaktı.
三Sıklık her şeyi değiştirir
Tokyo'da arkadaşlık kurmanın altın kuralı şu: aynı insanları düzenli olarak gör. Tek seferlik buluşmalar nadiren arkadaşlığa dönüşür. Ama her hafta aynı yerde aynı insanlarla karşılaşırsan, duvar yavaş yavaş erir.
Bu yüzden hobi kulüpleri (サークル, sākuru) yabancılar için en güçlü sosyal kapılardan biri. Koşu grupları, fotoğrafçılık kulüpleri, yemek pişirme atölyeleri, masa tenisi ligleri. Japonya'da hemen her ilgi alanının bir sākuru var.
Ben bir koşu grubuna katıldım. Her Cumartesi sabah Yoyogi Parkı'nda buluşuyorduk. İlk hafta kimse adımı sormadı. İkinci hafta biri 'geçen hafta da gelmiştin, değil mi?' dedi. Üçüncü hafta koşu sonrası kahve içmeye davet edildim. Dördüncü hafta LINE grubuna eklendim.
Dört hafta sürdü. Ama dört hafta boyunca her Cumartesi orada olmam gerekti.
四Dil değişimi: iki taraflı köprü
Tokyo'daki en erişilebilir sosyal ortamlardan biri dil değişimi (言語交換, gengo kōkan) buluşmaları. Çeşitli platformlarda her hafta düzinelerce etkinlik var. Sen Japonca pratik yaparsın, karşındaki İngilizce ya da Türkçe. İki taraf da bir şey kazanıyor.
Tokyo International Friends & Events (TIFE) gibi topluluklar aylık elliden fazla etkinlik düzenliyor: dil değişimi, spor, karaoke, kültürel geziler. Altmış dokuzu aşkın ülkeden otuz beş binden fazla üyesi var.
Dil değişimi buluşmalarında dikkat etmen gereken bir şey var: bazı insanlar yalnız pratik için gelir, arkadaşlık aramaz. Bunu kişisel alma. Ama düzenli gelenlerin arasından gerçek bağlar çıkıyor. Benim en yakın Japon arkadaşlarımdan biri, Shibuya'daki bir dil değişimi akşamında tanıştığım Yuki. İlk sohbetimizde bana 'Türkçede teşekkür nasıl denir?' diye sormuştu. Şimdi birbirimizin doğum günlerini kutluyoruz.
五Mahalle bağları: en yavaş ama en sağlam
Japonya'da mahalle (町内会, chōnaikai) hâlâ güçlü bir sosyal birim. Küçük festivallerden çöp toplama günlerine, mahalle toplantılarından mevsimsel etkinliklere kadar katılabileceğin pek çok şey var.
Bu etkinliklere katılmak cesaret ister. Genellikle Japonca gerektirir. Ama karşılığı büyük. Mahalleli seni 'o apartmandaki yabancı' olmaktan çıkarıp isminle tanımaya başlar.
Benim mahallemdeki yaşlı Tanaka-san, her sabah kapısının önünü süpürürken beni görüyor. İlk aylarda sadece baş selamı veriyorduk. Bir gün ona 'ohayō gozaimasu' dedim, o da bana 'kyō mo genki?' (bugün de iyi misin?) diye sordu. Şimdi bazen bana kendi yetiştirdiği domatesleri getiriyor. Bu arkadaşlık mı? Belki tam değil. Ama bir bağ. Ve Tokyo'da bağ kurmak, arkadaşlığın ilk adımı.
六Yalnızlık normal, kalıcı değil
Japonya'da yalnızlık ve sosyal izolasyon o kadar yaygın ki hükümet 2021'de bir Yalnızlık Bakanı atadı. Yabancılar için durum daha da zorlu: dil bariyeri, uzun çalışma saatleri, mevcut destek ağından uzaklık ve farklı sosyal beklentiler birden üst üste biniyor.
Ama bu kalıcı bir durum değil. Aktif çaba gösteren yabancıların çoğu birkaç ay içinde düzenli bir sosyal çevre oluşturmaya başlıyor. Anahtar, 'bir kere gidip gelmek' değil, 'her hafta aynı yere dönmek'.
Ve yabancı topluluğunu küçümseme. Japonya'daki diğer yabancılarla kurulan arkadaşlıklar sahte ya da 'kolay yol' değil. Aynı deneyimi paylaşan insanlarla bağ kurmak doğal ve değerli. Benim en zor günlerimde beni ayakta tutan, Türkiye'den değil, Brezilya'dan ve Güney Kore'den gelen iki arkadaşımdı.
七友tomo達 kelimesinin ağırlığı
Japoncada 友tomo達dachi (tomodachi) kelimesi arkadaş demek. Ama Japonlar bu kelimeyi kolay kullanmaz. Birini tomodachi olarak tanımlamak, belirli bir yakınlık eşiğini geçtiğin anlamına gelir. Tanıdık (知り合い, shiriai) ayrı, arkadaş ayrı.
Bu ayrım başta kırıcı gelebilir. Aylardır görüştüğün biri senden 'tanıdığım' diye bahsedebilir. Ama bu kötü niyet değil. Japon kültüründe arkadaşlık kelimesinin ağırlığı var ve bu ağırlık bir saygı biçimi.
Bir gün birisi seni tomodachi olarak tanıttığında, o kelimenin ne kadar büyük olduğunu anlıyorsun. O an Tokyo biraz daha ev gibi hissettiriyor.
Japoncadaki bu incelikleri, bir kelimeyi oluşturan kanjilerin katmanlarıyla birlikte öğrenmek her bağı biraz daha derinleştiriyor. 友 kanjisini incelerken kelimenin anlamını değil, kültürel ağırlığını da görüyorsun.
Kanji Nanji'de kanji, kelime, dilbilgisi ve JLPT hazırlığı tek yerde, Türkçe. Mochi seninle 15 dakikada başlatıyor.
Ücretsiz başla →Selin Karaca, Tokyo'da yaşıyor; şehri conbini raflarından, kira sözleşmelerinden ve çöp ayırma günlerinden yazıyor. Bir mahalleyi turistik manzarasıyla değil, komşu kapısına bırakılan o kibar notla tanıdığına inanır.