Tokyo'ya taşındığım ilk hafta bir geceyarısı susadım. Saat ikiydi, her yer kapalıydı, konbini iki blok ötedeydi.
Terliklerimle sokağa çıktım ve köşede mavi bir ışık gördüm.
Bir otomat makinesiydi. Soğuk çay, sıcak kahve, su, meyveli soda. Bozuk paramı attım, düğmeye bastım, kutu düştü. Otuz saniye sürdü. Geri döndüm, yatağa uzandım ve düşündüm: bu şehirde susuz kalmak gerçekten imkansız.
Sonraki aylarda bu makineleri saymayı bıraktım. Her köşede, her istasyonda, her parkta, hatta dağ yollarında bile vardılar. Japonya'da otomat makinelerine jihanki (自ji販han機ki) denir ve sayıları yaklaşık dört milyon. Otuz bir kişiye bir makine düşüyor.
一Neden bu kadar çok?
Japonya'da yaklaşık dört milyon otomat makinesi var. Bu sayı, ülkedeki banka ATM'lerinden çok daha fazla. Nüfusa oranlandığında dünyanın en yoğun jihanki ağı burada.
Sebebi tek bir şey değil, birkaç şeyin üst üste gelmesi. Birincisi güvenlik: vandalizm oranı çok düşük olduğu için makineler sokakta gözetimsiz kalabilir. İkincisi alan: Japonya'da bir dükkan açmak için gereken kira, bir otomat yerleştirmek için gerekenin katbekat üstünde. Bir metrekarelik boşluğa sığan bir makine, yirmi dört saat boyunca satış yapabiliyor.
Üçüncüsü, belki de en ilginci: yabancıyla konuşmadan alışveriş yapmayı tercih eden insanlar az değil. Kasiyerle göz teması, küçük sohbet, sıra bekleme. Jihanki bunların hiçbirini gerektirmiyor.
Para at, düğmeye bas, ürünü al. Bu sessiz verimlilik Japon gündelik hayatının ruhuna uyuyor.
二Sıcak mı soğuk mu: mevsimsel geçiş
Jihankilerin en şaşırtıcı özelliği mevsime göre değişmeleri. Ekim civarında makinelerin üst sıralarında kırmızı etiketli kutular belirir: あたたかい (atatakai, sıcak). Aynı makineden hem soğuk çay hem sıcak kahve alabilirsin. Makine içindeki raf sistemi iki farklı sıcaklık bölgesine ayrılır.
Kış sabahları istasyona yürürken ellerimi ısıtmak için sıcak bir kutu kahve aldığım olurdu. Kutunun sıcaklığı eldiven yerine geçiyordu. İçmeden önce birkaç dakika avucumda tuttum, sonra ilk yudumu aldım.
Bu küçük ritüel Tokyo kışının parçası oldu benim için.
Nisan'a doğru kırmızı etiketler azalır, mavi etiketler (つめたい, tsumetai, soğuk) çoğalır. Haziran sıcağında artık neredeyse tüm seçenekler soğuk. Makine sahipleri mevsime göre ürün karışımını değiştirir: kışın sıcak mısır çorbası ve süt çayı, yazın buzlu kahve ve limonata.
三İçecekten ötesi
Jihankilerin çoğu içecek satıyor ama Japonya'da otomat makinesinden satılmayan şeyi bulmak daha zor. Taze meyve, pirinç, yumurta, çiçek, şemsiye, hatta taze ramen bile satan makineler var.
Kırsal bölgelerde çiftçiler tarlalarının kenarına kurdukları otomatlarda taze sebze ve meyve satıyor. Şehirde ise yirmi dört saat acil ihtiyaç karşılayan makineler görebilirsin: bebek bezi, hijyenik ped, basit ilaçlar.
Bir keresinde Akihabara'da içinde küçük figürler satan bir otomat gördüm. Yanındaki makinede sıcak oden (kış güveçi) vardı. İki makine yan yana duruyordu: biri oyuncak, biri yemek. Kimse bu sahneyi garip bulmuyordu.
四Dağ başındaki otomat
Jihankilerin en etkileyici yanı ulaştıkları yerler. Fuji Dağı'nın beşinci istasyonunda, kırsal tren duraklarında, balıkçı limanlarında, tapınak merdivenlerinin dibinde.
Japonya'da insan ayağının bastığı hemen her yerde bir otomat makinesi var.
Yüksek rakımlı ya da uzak noktalardaki makineler genellikle daha pahalı. Şehirde yüz otuz yen olan bir şişe su, dağ başında iki yüz elli yene çıkabilir. Bu fark makul: birisi o makineye ürünleri taşıyor, elektriğini sağlıyor, bakımını yapıyor. Ama makine orada. Her zaman orada.
Ben buna 'jihanki güvencesi' diyorum. Susadığında bir köşeyi dönüyorsun ve orada seni bekleyen bir makine mutlaka var. Bu basit gerçek, gündelik hayattan büyük bir sürtünmeyi kaldırıyor.
五Sessiz satıcının dili
Jihanki kelimesinin kendisi bir Japonca dersi. 自ji動dō販han売bai機ki: 'kendiliğinden hareket eden satış makinesi.' Beş kanji yan yana gelip tek bir kavram oluşturuyor. Japonca'nın bileşik kelime kurma mantığını anlamak istiyorsan jihanki güzel bir başlangıç.
Makinelerin üzerinde de gündelik Japonca'nın ipuçları var. お金を入れてください (okane wo irete kudasai, parayı koyun lütfen). つめたい (tsumetai, soğuk). あたたかい (atatakai, sıcak). 売切 (売uri切kire, tükendi). Bir jihanki başında durarak en az beş temel kanji öğrenebilirsin.
Bu kanjilerin katmanlarını Kanji Nanji'de keşfedebilirsin. 自 (kendi) ve 動 (hareket) birleşince 'otomatik' anlamına geliyor. Bir kelimenin parçalarını anladığında yeni bileşik kelimeleri tahmin etmeye başlıyorsun.
六Bir düğmeye basışın ötesi
Üç yıl sonra Tokyo'da hala hemen her gün bir otomattan bir şey alıyorum. Sabah istasyona yürürken soğuk bir kutu kahve. Öğlen molasında parkta bir şişe mugicha. Geç saatte eve dönerken sıcak bir kakao.
Bu makineler Japonya'nın sessiz altyapısı. Kimse onları fark etmiyor çünkü her yerdeler. Ama bir gün yokluklarını fark etsen, şehrin eksik bir şeyi olduğunu hissedersin.
Bir dahaki sefere Japonya'da bir otomata para attığında, düğmeye basmadan önce bir saniye dur. O makinenin orada olması için gereken güven zincirine bak: vandalizm yok, bakım düzenli, ürünler taze, elektrik kesintisiz. Bu zincirin her halkası bir toplumsal karara dayanıyor.
Japonca'da bu kararları anlatan kelimeleri öğrenmeye başlamak istersen, ilk adım bir otomattan su almak kadar kolay.
Kanji Nanji'de kanji, kelime, dilbilgisi ve JLPT hazırlığı tek yerde, Türkçe. Mochi seninle 15 dakikada başlatıyor.
Ücretsiz başla →Selin Karaca, Tokyo'da yaşıyor; şehri conbini raflarından, kira sözleşmelerinden ve çöp ayırma günlerinden yazıyor. Bir mahalleyi turistik manzarasıyla değil, komşu kapısına bırakılan o kibar notla tanıdığına inanır.